Jeotermal Kaynaklardan Lityum: Türkiye İçin Milyar Dolarlık Potansiyel

Jeotermal Kaynaklardan Lityum: Türkiye İçin Milyar Dolarlık Potansiyel
0

JESDER tarafından 6 Ekim 2026 tarihinde İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ev sahipliğinde düzenlenen “Jeotermal Kaynaklardan Değerli Mineral Eldesi ve Enerji Verimliliği Toplantısı”, jeotermal kaynaklardan lityum ve diğer kritik minerallerin kazanılmasıyla Türkiye için ortaya çıkabilecek yeni fırsatları konuşmak üzere kamu, akademi ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Toplantıda, jeotermal kaynakların elektrik ve ısı üretiminin yanında, yüksek katma değerli hammaddelerin elde edilmesinde nasıl değerlendirilebileceği ele alındı.

Laboratuvardan Sahaya: %99 Saflıkta Batarya Sınıfı Lityum Karbonat

Toplantıda paylaşılan çalışmalar, jeotermal akışkandan lityum üretiminde artık laboratuvar çalışmalarının ötesine geçildiğini ve pilot uygulamaların başladığını gösteriyor. Yapılan çalışmalarda Afyonkarahisar Ömer-Gecek Jeotermal Alanı’nda yaklaşık yüzde 99 saflıkta batarya sınıfı lityum karbonat üretildiği, üretim maliyetinin ise yatırım maliyeti hariç yaklaşık 6.000–7.500 dolar/ton seviyesinde hesaplandığı aktarıldı. Ağustos 2026’da lityum karbonat fiyatının yaklaşık 22.700 dolar/ton seviyesinde olması da uygun sahalarda bu üretimin ekonomik açıdan önemli bir fırsat sunabileceğini gösteriyor.

1 Milyar Doları Aşan Yıllık Ürün Değeri ve Elektrikli Araç Vizyonu

Türkiye genelinde yapılan teorik hesaplamalar ise potansiyelin boyutunu biraz daha görünür hale getiriyor. Saatte 100 bin ton jeotermal akışkanın işlendiği ve lityumun yüzde 100 geri kazanıldığı varsayımında, 2,5 ppm lityum içeren akışkandan yılda 11.600 ton, 5 ppm’den 23.000 ton, 7 ppm’den 32.000 ton ve 10 ppm’den 46.000 ton lityum karbonat üretilebileceği hesaplandı. Bu rakamların teorik bir kapasite hesabı olduğu ve gerçek üretimin sahanın özellikleri ile kullanılacak teknolojinin verimine göre değişeceği de özellikle vurgulandı.

Örneğin 7 ppm senaryosundaki 32 bin tonluk yıllık üretim, Ağustos 2026 fiyatı üzerinden yaklaşık 726 milyon dolarlık brüt ürün değeri anlamına geliyor. Aynı üretim maliyeti varsayımıyla yaklaşık 192–240 milyon dolarlık bir üretim maliyeti ortaya çıkarken, yatırım ve diğer giderler hesaba katılmadan kalan ekonomik fark yaklaşık 486–534 milyon dolar seviyesinde bulunuyor. 10 ppm senaryosunda ise 46 bin tonluk üretimin piyasa değeri yaklaşık 1,04 milyar dolara ulaşıyor.

Bu potansiyelin Türkiye açısından en önemli taraflarından biri, üretilecek lityumun kendi sanayimizde kullanılabilecek olması. Yapılan hesaplamalara göre 100 bin elektrikli araç üretimi için yaklaşık 7.500 ton/yıl lityum karbonat ihtiyacı bulunuyor. Bu açıdan bakıldığında 32 bin tonluk teorik üretim, Türkiye’nin elektrikli araç ve batarya ekosistemi için oldukça önemli bir büyüklüğe karşılık geliyor. İhtiyacın üzerinde kalan üretim ise uygun ekonomik koşullarda farklı sanayi alanlarında kullanılabilir veya ihracata konu olabilir.

“Jeotermal Akışkan Yalnızca Elektrik Üretimi Olarak Görülmemeli”

Toplantıda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Tabii Kaynaklar Dairesi Başkanlığı Doğal Kaynaklar Yönetimi Koordinatörü Dr. Fatih Büyük Türkiye’nin jeotermal kaynaklarındaki lityum ve diğer elementlerin potansiyelini, İYTE Jeotermal Enerji Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Alper Baba yenilikçi jeotermal teknolojileri ve kritik mineral çalışmalarını, Prof. Dr. Mustafa Muammer Demir sahadaki lityum kazanım uygulamalarını, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız üretim, maliyet ve ölçek çalışmalarını, OSM Grup’tan Dr. Osman Şen pilot ölçekli lityum geri kazanım çalışmalarını, Pamukkale Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Taylan Akın jeokimya ve CO₂ yönetimini, İYTE’den Dr. Serhat Tonkul ise reenjeksiyon ve rezervuar sürdürülebilirliğini değerlendirdi.

Toplantıda ortaya çıkan ortak görüş, jeotermal kaynakların değerini yalnızca elektrik üretimi üzerinden düşünmemek gerektiği yönünde oldu. Mevcut santrallerin lityum kazanım tesisleriyle entegre edilmesi, aynı akışkandan elektrik üretmenin yanında kritik mineral elde edilmesine de imkân sağlayabilir. Böylece mevcut jeotermal altyapıdan daha fazla ekonomik değer üretmek mümkün hale gelebilir.

Türkiye’nin bu potansiyeli gerçek bir ekonomik değere dönüştürmesi için önümüzde pilot çalışmaların yaygınlaştırılması, saha bazlı fizibilitelerin yapılması, yatırım maliyetlerinin netleştirilmesi ve mineral kazanımına ilişkin hukuki çerçevenin oluşturulması gibi önemli adımlar bulunuyor. Bu adımlar atıldığında jeotermal kaynaklar, enerji üretiminin yanında Türkiye’nin batarya, elektrikli araç ve yüksek teknoloji sanayisine hammadde sağlayan yeni bir yerli kaynak haline gelebilir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.