1. Anasayfa
  2. HABERLER

Geleneksel yenilenebilir kaynakların yanına jeotermal enerji eklendi

Geleneksel yenilenebilir kaynakların yanına jeotermal enerji eklendi
0

Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi, son 20 yılda yüzde 60’tan fazla artış kaydederek Türkiye’nin enerji arz güvenliğini artırmanın yanı sıra enerji kaynaklı ithalat giderlerinin azalmasında da etkili oluyor.

1973 Petrol Krizi sonrasında ithal enerji kaynaklarına bağımlı olan ülkelerin enerji arz güvenliklerini artırmak adına yöneldiği yenilenebilir enerji kaynakları, 2000’li yıllar itibarıyla küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında daha da önem kazandı. Günümüzde artan enerji talebinin de neticesinde biyokütle ve hidroelektrik gibi geleneksel yenilenebilir kaynakların yanına rüzgar ve güneş enerjisi, jeotermal enerji, dalga enerjisi ve biyoyakıtlar eklendi. Yenilenebilir enerji portföyü çeşitlendi.

Coğrafi koşullarla doğrudan ilgili yenilenebilir enerji, genellikle yüksek potansiyelin bulunduğu ülkelerde siyasi vizyonun ve ekonomik koşulların elverişli olması durumunda yüksek yatırım alırken az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ise geri planda kalabiliyor.

Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye de bilhassa 2000’li yılların başından bu yana yenilenebilir enerji konusunda ciddi mesai harcayan ülkelerden biridir. Türkiye, yenilenebilir kaynaklara yönelerek bir yandan ithal enerji kaynaklarına bağımlılığını azaltmaya ve enerji arz güvenliğini artırmaya diğer yandan tarafı olduğu Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris İklim Anlaşması’nın gerekliliklerini yerine getirerek sera gazı salımını azaltmaya çalışıyor. 2053’te net sıfır emisyon hedefi, elektrik enerjisi sektörünün yanı sıra ulaşım ve ısıtma gibi enerji yoğun diğer sektörlerin de karbonsuzlaşmasını gerekli kılarken Türkiye’nin elektrikli otomobil ve hidrojen enerjisi gibi alanlardaki çalışmalarıyla hedefini gerçekleştirmek üzere kararlılıkla hareket ettiği görülüyor.

Yenilenebilir kurulu gücünde, teknolojisinde ve enerji üretiminde gelişim

Dünya geneline benzer şekilde Türkiye, yenilenebilir enerji alanındaki çalışmalarını, elverişli coğrafi koşullarını değerlendirerek hidroelektrik santrali yatırımlarıyla başlattı.

Uzun yıllar Türkiye’nin yenilenebilir kurulu gücü yalnızca hidroelektrik santrallerinden (HES) oluşurken jeotermal enerjiye dayalı santraller, 1980’lerin ortasına doğru kurulu güce eklendi. Rüzgar enerjisi, elektrik üretimine 1998 yılı itibarıyla katkı sunmaya başlarken yenilenebilir kaynaklar, elektrik enerjisi kurulu gücü içinde 2000’lerden sonra önemli yer edindi. 2002 yılında 12.278 megavat olan yenilenebilir enerjiye dayalı elektrik enerjisi kurulu gücü, 2012 yılında 22.180 megavata, 2022 yılı sonunda ise 56.393 megavata ulaştı. Söz konusu kapasiteyle Avrupa’nın en büyük 5. yenilenebilir kurulu gücüne sahip olan Türkiye, jeotermal kurulu gücünde dünyada 4’üncü, Avrupa’da birinci, hidroelektrik kurulu gücünde dünyada 8’inci, Avrupa’da ikinci, rüzgar ve güneş kurulu güçlerinde ise dünyada sırasıyla 12’nci ve 16’ncı, Avrupa’da da 7’nci sırada yer alıyor.

Yenilenebilir enerjiden elektrik üretimini artırmaya çalışırken yeni bir dışa bağımlılık alanının önlenmesi adına Türkiye, yenilenebilir enerji teknolojilerine de yatırım yapıyor. Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) ve Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) kanunlarının da katkısıyla özellikle rüzgar ve güneş enerjisi sistemleri ekipmanlarının üretimi konusunda yoğun çalışmalar yürütüldü. Çalışmalar sonucu bugün Türkiye, güneş paneli üretiminde kapasite bakımından Avrupa’da birinci, dünyada 4’üncü, rüzgar türbini ekipmanında ise Avrupa’da 5’inci büyük üretici konumundadır. Türkiye, bu sayede bir yandan yerli teknoloji geliştirirken diğer yandan istihdam alanı oluşturuyor, öte yandan da “know-how” gelişiminin sürdürülebilirliğini sağlıyor.

Yenilenebilir enerji alanında artan kurulu güç, Türkiye’nin elektrik enerjisi üretimindeki artan payıyla da kendisini hissettiriyor. 2002 yılında toplam elektrik enerjisi üretiminin yüzde 26,2’si yenilenebilir kaynaklı iken 2012 yılında yüzde 27’si, 2022 yılında ise yüzde 42’si yenilenebilir kaynaklıdır. Her ne kadar mevsimsellikle doğrudan ilgili olsa da yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi, son 20 yılda yüzde 60’tan fazla artış kaydederek Türkiye’nin enerji arz güvenliğini artırmanın yanı sıra enerji kaynaklı ithalat giderlerinin azalmasında da etkili oluyor.

Kaynak: AA Haber Bülteni

İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.