Ayşegül TURAN’ın WinG Türkiye adına Yönlü Sondaj Mühendisi Selin PEDROSA ile Röportajı

Bildiğim kadarıyla 2013 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliğinden mezun oldun.  Önce okul yıllarından sonrasında da çalışma hayatından kısaca bahseder misin?

Okul yıllarım benim için gerçekten aktif ve güzel geçti. Yoğun olarak dağcılık topluluğu ile ilgilendim, hatta okuldaki vaktimin çoğu topluluk ile geçti diyebilirim. Bir dönem Bisiklet Federasyonu için de fotoğrafçılık yaptım ki bu iş teklifi bana Fizik Bölümü önündeki çimlerde vakit geçirirken gelmiştir J Mezun olmadan önce bir maden firmasında altın ve kömür projeleri için arama jeologu olarak işe başladım. 3 yıl kadar burada devam ettikten sonra Baker Hughes`de Field Engineer olarak çalışmaya başladım. Burada da petrol & doğalgaz ve jeotermal projelerinde 3 yıldır çalışıyorum.

Maden sektörüyle petrol ve doğalgaz/jeotermal sektörünü kıyasladığında öne çıkan noktalar neler?

Her ne kadar madencilik en eski mesleklerden olsa da Petrol endüstrisinde daha oturmuş bir anlayış var. Petrol & Doğalgaz sektöründe operatör/servis firmaları değişse de kültür -özellikle iş sağlığı ve güvenliği (İSG) kültürü- pek fark etmiyor, maalesef çoğu maden firmasında durum böyle değil. Ben şanslıydım bugüne kadar çalıştığım tüm firmalar bu konuda çok ciddiydi. Ama genel olarak Türkiye’de, İSG kültürü ve çalışana verilen değer anlamında, maden sektörünün petrol sektöründen çok daha zayıf olduğunu söyleyebilirim. Bunun sebebi belki petrol endüstrisinin daha uluslararası olması olabilir.

O zaman yerli bir şirketle yabancı bir şirketi kıyaslayalım, sence öne çıkan noktalar neler olur?

Türk firmaları, genelde, belli bir konuda dışarıdan uzman getirtip bugünü kurtarırken, uluslararası firmalar ya da bu nosyonu olan firmalar kendi çalışanlarını eğitip uzmanlaştırıyorlar.

Bildiğim kadarıyla son 3 yıldır Türkiye jeotermal enerji sektöründe de hizmet veriyorsun. Görevini nasıl özetlersin?

Yönlü sondaj operasyonlarında görev alıyorum, Logging While Drilling (LWD) mühendisi olarak geçiyor. Yani daha delme aşamasındayken matkaba çok yakın konumlandırılmış patentli ölçüm aletlerimiz ile anlık verileri elde edip onların işlenmesinden, müşteriye sunulmasından sorumluyum.

 

Türkiye’de sahada çalışan her kadının en az bir kere duyduğu o soruyla devam edelim: ‘Bayan olarak zor olmuyor mu?’

Bu meslek herkese zor ama bazı erkek meslektaşlarımız bizim daha çok zorlandığımızı duymak istiyorlar. 6 yıllık iş tecrübemde, yurtiçinde yaklaşık 25 operasyonda görev aldım. Bu soruyu da sanırım 100 kez duymuşumdur. Hepsine de ayni cevabi verdim ‘Size de zor değil mi?’.

Arama jeologu olarak çalışırken beni en çok hava şartları zorladı çünkü açık havada (belki karlı, yağmurlu ya da çöl sıcağında) arazide gezmeniz, örnek toplamanız ve gözlem yapmanız gerekiyor. Evet, zorlu koşullarla dağcılıkta da karşılaştım ama orada kimse benden rapor beklemiyordu, kendimi korumam yeterliydi. Petrol/jeotermal sahalarında çalışırken de beni zorlayan, çok uzun süreler evimden uzakta kalmam ve bazı müşterilerin sağladığı konforsuz dinlenme alanları oldu. Ama bunlar sadece beni değil, birlikte çalıştığım tüm erkek meslektaşlarımı da etkiledi. Kim buz gibi soğukta ısıtıcısız metal barakada kalmayı konforlu bulabilir ki?

Saha çalışmalarında (veya genel anlamda iş hayatında) faydasını gördüğün ‘iyi ki vaktinde öğrenmişim’ dediğin ilk üç şey ne olabilir?

Öncelikli olarak, üniversite yıllarımda öğrenci topluluklarında aktif görev almak diyebilirim. Hem o zamanlardaki boş vakitlerimin tadını çıkardım hem de bana ileride çok faydası olacak deneyimler kazandım. Benzeri topluluklarda görev almış olanlar bilir; malzeme alımı, bakımı, bütçenin yönetimi, eğitimler gibi pek çok sorumluluk alırsınız üzerinize.  Bunun dışında dağcılıkta ekip çalışması, liderlik, stres /risk yönetimi, disiplin gibi pek çok konuyu deneyimleyebiliyorsunuz. Özellikle ekip çalışmasını öğrenmek çok kritik oldu. Çünkü ekip çalışması, aslında, anlaşamadığımız insanlarla da beraber bir işi tamamlayabilmek. Yolun yarısında ekipten kimseyi geride bırakamazsınız.

Bunun dışında çok küçük yaşta Fransızca, sonrasında da İngilizce öğrendim. Yabancı dil adeta yeni bir uzuv gibi. Başka diller bilmek sadece iş hayatında değil, hayatımın diğer alanlarında da beni özgür kılıyor. Merak ettiğim her şeyi farklı dillerde de araştırıp öğrenebiliyorum.

Son olarak küçüklüğümden beri çok kitap okurum. Kendimi yanlış anlaşılmalara neden olmadan açıkça ifade edebilmemi buna bağlarım. Duruma göre nasıl konuşacağımı, kime nasıl hitap edeceğimi bu alışkanlığımla kazandığımı düşünüyorum.

İşle ilgili kullandığın ve tavsiye edebileceğin bir uygulama ya da bilgisayar programı var mı?

Araba kullanmak çatalsa, bilgisayar kullanabilmek kaşık 🙂 Herkesin bir miktar bilgisayar donanım sistemlerinden ve basit programlama dillerinden anlaması iş hayatını çok rahatlatır.  Özellikle teknik destekten uzakta yapılan benimki gibi mesleklerde, kendi sorununuzu kendinizin çözebilmesi kritik önem taşıyor.  Bunun dışında her türlü meslek için Microsoft Office programlarına gerçekten hâkim olmak hayat kurtarır.

Peki, iş hayatında seni en çok şaşırtan şey ne oldu?

Sanırım iş tanımına her şeyin katılabileceğini öğrenmem oldu. İlk iş yerimde edindiğim deneyimler mutfak boyamaktan çamura saplanmış pikabı çıkarmaya kadar uzanıyor. Arazide çalışıyorsanız gerçekten bir başınasınız ve iş başa düşünce her şey yapılıyor.

En çok üzen?

Beni en çok üzen şey ise üniversiteden beri tanıdığım insanların para söz konusu olunca nasıl değiştiklerini görmek oldu. Yalan söylemek, kendini parlatmak için bir başkasını yermek, yöneticiyi kendi lehinde manipüle etmek gibi. Gerçekten çok şanslıyım ki bu tip hareketlere aldanmayan yöneticilerim oldu.

Böyle üzüldüğün veya zorlandığın anlarda aklına getirdiğin veya hep tavsiye olarak kulağına küpe yaptığın cümleler var mı? Üniversiteden bir hocanın hiç unutamadığın bir cümlesi de olabilir.

Annemin bana hep yinelediği bir sözü var: ‘Ne yaparsan yap, yapabildiğinin en iyisini yap.’ Bu ilkeyle, yaptığım her işin beni yansıtmasına dikkat ettim. Elimden geldiğince, düzen içerisinde, eksiksiz ve derinlikli işler teslim etmeye dikkat ettim.

Bir de hem kendisinden üniversitede ders aldığım hem de iş hayatında beraber çalışma fırsatı bulduğum Dr. Cengiz DEMİRCİ hocam ‘Rekabetin kendinle!’ derdi.  Benim için de öyle oldu; hiç bir meslektaşımı rakip olarak görmedim, onlar benim takım arkadaşlarım.  Hep kendi işime odaklandım, hep kendi bilgi birikimimi artırmak için çalıştım. Etrafımdaki herkese mümkün olduğunca destek olmaya çalıştım. Yani rekabet kişisel bir şey, sadece benimle ve benim kendimi ne kadar geliştirdiğimle ilgili.

Şimdi bu tecrübenin ardından, işe başladığın ilk günkü Selin’i görsen ona ne tavsiyede bulunurdun?

‘Bir kaç dil daha öğren, bulduğun her fırsatta yeni şeyler öğren ve -su yolunu bulur- geleceğinle ilgili çok da korkma!’ J

‘Başarı’ dediğimizde akla ilk gelen ölçütler; diploma, kazanılan aylık maaş, basılan makale sayısı vb. oluyor. Başarıyı farklı bir şekilde anlatacak olsan, kendini başarılı hissettiğin anlar neler olurdu?

Beni en çok etkileyen, yaptığım bir iş üzerine gelen olumlu geri dönüşler. Müşterilerden veya yöneticimden hatta meslek arkadaşlarımdan duyduğum olumlu görüşler, kendimi başarılı hissetmemi sağlıyor. Tabi ki bir firma çalışanından memnunsa, bunu diğer yöntemlerle de ifade ediyor. Bu durumda bahsi geçen diğer ölçütler, ister istemez, iyi bitirilmiş bir işi ve takdiri takip ediyor.

Selin PEDROSA, Prenses Sabeeka Bint Ibrahim Al-Khalifa’nın sponsor olduğu 2. Uluslararası İş Kadınları Forumu’nda plaketini, Bahreyn İş Kadınları Topluluğu Başkanı Feryal Abdulla Ahmed Nass’ın elinden alırken  (Bahreyn-Kasım 2017)

Bizim seni tanımamız, Kasım 2017’de Bahreyn’de iş tulumunla yaptığın, yukarıda görselini paylaştığımız, sunum ile oldu. Senin WinG ile olan diyaloğun nasıl başladı?

Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) tarafından düzenlenen Geothermal Turkey-2018 (GT-2018) konferansında, birlikte çalıştığımız erkek iş arkadaşlarım WING’e katılmamı önermişlerdi.

Topluluğa dair düşüncelerin neler?

Oldukça erkek egemen bir sektörde çalışan bizler için WING gibi uluslararası bir organizasyonun parçası olmak çok önemli. Umarım ileride üniversite öğrencileri arasında da yaygınlaşır ve mesleği merak edenler için güzel bağlantılar sağlanabilir. Ben eğitimini Türkiye’de tamamlamış ve bu ülkenin yetiştirdiği bir birey olarak, cinsiyetin ne mesleki ne kişisel gelişime bir engel olduğuna inanıyorum. Yeter ki konfor alanından çıkıp adım atmaya istekli olalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir